Baş Sayfası
Tarihte Türkler
Tarihte Türkler Dokuz ışık Türk İslam Ülküsü Yazılar Ülkücühareket

Destanlarımız



ULU TÜRK DESTANLARIMIZ

Bütün dünya edebiyatlarýnda olduðu gibi Türk Edebiyatýnýn da ilk örnekleri destanlardýr. Türk edebiyat geleneði içinde "destan" terimi birden fazla nazým þekli ve türü için kullanýlmýþ ve kullanýlmaktadýr. Eski Türk Edebiyatý nazým þekillerinden mesnevilerin bir bölümü ve manzum hikâyeler, Anonim edebiyatta ve Âþýk edebiyatýnda koþma veya mâni dörtlükleri ile yazýlan veya söylenen ferdî, sosyal,tarihi, acýklý veya gülünç olaylarý tahkiye tekniði ile çeþitli uslûplarla aktaran nazým türüne ve bu yazýda ele alýnan kâinatýn, insanlýðýn, milletlerin yaradýlýþýný , geliþimini, hayatta kalma mücadelelerini ve çeþitli olay ve nesnelerle ilgili sebeb açýklayan ve Batý Edebiyatýnda "epope" terimiyle anýlan eserlerin tamamý da Türk edebiyatý geleneði içinde "destan" adý ile anýlmaktadýr. Bütün dünya edebiyatlarýnýn baþlangýç eserleri olan destanlar, çeþitli konularda yaradýlýþ hikâyeleri yanýnda, milletlerin hayatýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ bir kahramanýn veya tarih olayýnýn millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleþtirilmiþ uzun manzum hikayeleridir. Destanlar bütün bir milletin ortak mücadelesini ortak deðerler, kurallar, anlamlar bütünlüðü içinde yorumladýðý ve yaþatýldýðý toplumun geçmiþini ve geleceðini temsil ettiði için dünya edebiyatýnýn en ülkücü eserleri olarak kabul edilirler. Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doðru biçimde nakletmezler. Destanlarda tarihi olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltýnýn, vicdanýnýn istek, beklenti ,doðrularý ve deðerleri ile idealleþtirilir, eski hatýralarla birleþtirilerek tarihî gerçekmiþ gibi anlatýlýrlar.Her milletin millî kimlik ve nitelikleri, ortak dünya görüþü , hatýra ve beklentileri yanýnda kusurlarý ve yanlýþlarý da destanlarýna yansýr. Cihangirlik tutkusu, kuvvet, binicilik ve savaþcýlýk yanýnda verdiði sözde durma , acizlere ve maðluplara hoþgörü ile yaklaþma, yardýmcý olma Türk destanlarýnda dile getirilen ortak deðer ve kabullerdir. Türk destanlarý,kâinatýn, insanýn, kadýnýn ve erkeðin yaradýlýþý, Türk milletinin doðuþu, çeþitli Türk devletlerinin kuruluþ geliþme, çöküþleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebeb açýklayýcý efsaneyi de içinde barýndýrýr. ilk örneklerinin manzum olduðu kabul edilen Türk destanlarýndan Kýrgýz Türkleri arasýnda yaþayan Manas destaný dýþýnda bütünüyle günümüze gelebilen örnek bulunmamaktadýr.Diðer Türk destanlarý çeþitli kaynaklarda özet, epizot, hatýra, kýsaltýlmýþ seçme metinler halinde bulunmaktadýr.

Türk tarihine anahatlarýyla bakýldýðýnda Türk hayatý fetihlerle baþlamýþ ve yeni topraklarý yurt edinerek geliþmiþtir. ilk anayurt olan Orta Asya hiç bir zaman terkedilmemiþtir. Türk halklarý ilk anayurt olan Orta Asya'dan itibaren dünya coðrafyasý üzerinde geniþ alana yayýlmýþ ve bugün yedi Türk cumhuriyetinde, pek çok özerk toplulukda ve çeþitli devletlerin idaresinde azýnlýk halinde yaþamaktadýr. Türk kültürü de tarih ve coðrafyadaki çok boyutluluða paralel olarak çeþitlenmiþ farklý seviye ve birikimlerle zenginleþerek ve farklýlaþarak ancak ilk kaynaktan gelen ortaklýklarýný sürdürerek günümüze ulaþmýþtýr. Bu sebeble Türk destanlarý da tarihî ve coðrafî çok boyutluluðun getirdiði dil ve kültür dairelerine paralel olarak çeþitlenmiþtir. Türk destanlarý, anahatlarýyla kültür dâirelerine, kronolojik ve içinde teþekkül ettikleri veya muhafaza edildikleri siyâsî birliklere göre þöyle sýnýflandýrýlmaktadýrlar:

Ýlk Türk Destanlarý

1.Altay - Yakut
Yaradýlýþ Destaný

2.Sakalar Dönemi
a.Alp Er Tunga Destaný
b.þu Destaný

3.Hun Dönemi
Oðuz Kaðan Destaný

4.Köktürk Dönemi
a.Bozkurt Destaný
b.Ergenekon Destaný

5.Uygur Dönemi
a. Türeyiþ Destaný
b. Göç Destaný

Ýslamiyetin Kabulunden Sonraki Türk Destanlarý :

1.Karahanlý Dönemi
Satuk Buðra Han Destaný

2.Kazak-Kýrgýz Kültür Dâiresi
Manas

3.Türk-Moðol Kültür Dâiresi
Cengiz-name

4.Tatar-Kýrým
Timur ve Edige Destanlarý

5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlý Dönemleri
a. Seyid Battal Gazi Destaný
b. Daniþmend Gazi Destaný
c.Köroðlu Destaný

Türk Kozmogonisi-Yaradýlýþ Destaný:

Altaylardan Verbitskiy'in derlediði yaradýlýþ destaný özetle þöyledir: Yer gök hiç bir þey yokken dünya uçsuz bucaksýz sulardan ibaretti. Tanrý Ülgen bu uçsuz bucaksýz dünyada durmadan uçuyordu. Göklerden gelen bir ses Tanrý Ülgen'e denizden çýkan taþý tutmasýný söyledi. Göðün emri ile oturacak yer bulan Tanrý Ülgen artýk yaratma zamaný geldi diye düþünerek þöyle dedi :

Bir dünya istiyorum, bir soyla yaratayým
Bu dünya nasýl olsun, ne boyla yaratayým
Bunun çaresi nedir, ne yolla yaratayýmþ
Su içinde yaþayan Ak Ana,su yüzünde göründü ve Tanrý Ülgen'e þöyle dedi :
Yaratmak istiyorsan Ülgen, Yaratýcý olarak þu kutsal sözü öðren :
De ki hep," yaptým oldu " baþka bir þey söyleme.
Hele yaratýr iken,"yaptým olmadý" deme.


Ak Ana bunlarý söyledi ve kayboldu. Tanrý Ülgen'in kulaðýndan bu buyruk hiç gitmedi . insana da bu öðüdü iletmekten býkmadý : " Dinleyin ey insanlar, varý yok demeyin. Varlýða yok deyip de, yok olup da gitmeyiniz." Tanrý Ülgen yere bakarak : " Yaratýlsýn yer!" Göðe bakarak "Yaratýlsýn Gök!" Bu buyruklar verilince yer ve gök yaratýlmýþ. Tanrý Ülgen çok büyük üç balýk yaratmýþ ve dünya bu balýklarýn üzerine konmuþ. Böylece dünya gezer olmamýþ bir yerde sabit olmuþ.Tanrý Ülgen balýklarýn kýmýldadýklarýnda dünyaya su kaplamasýn diye Mandý þire'ye balýklarý denetleme görevi vermiþ. Tanrý Ülgen, dünyayý yarattýktan sonra tepesi aya güneþe deðen etekleri dünyaya deðmeðen büyük Altýn Daðýn baþýna geçip oturmuþ.Dünya altý günde yaratýlmýþdý, yedinci günde ise Tanrý Ülgen uyumuþ kalmýþdý. Uyandýðýnda neler yarattým diye baktý: Ayla güneþden baþka fazladan dokuz dünya birer cehennem ile bir de yer yaratmýþtý. Günlerden bir gün Tanrý Ülgen denizde yüzen bir toprak parçacýðý üzerinde bir parça kil gördü" insanoðlu bu olsun, insana olsun baba." dedi ve toprak üstündeki kil birden insan oldu. Tanrý Ülgen bu ilk insana "Erlik" adýný verdi ve onu kardeþi kabul etti. Ancak Erlik'in yüreði kýskançlýk ve hýrsla doluydu. Tanrý Ülgen gibi güçlü ve yaratýcý olmadýðý için öfkelendi.

Tanrý Ülgen, kemikleri kamýþtan, etleri topraktan yedi insan yarattý. Erlik'in yarattýðý dünyaya zarar vereceðini düþünerek insaný korumak üzere Mandýþire adlý bir kahraman yarattýktan sonra yedi insanýn kulaklarýndan üfleyerek can, burunlarýndan üfleyerek baþlarýna akýl verdi.Tanrý Ülgen insanlarý idare etmek üzere May-Tere'yi yarattý ve onu insanoðlunun baþýna han yaptý. Yakut'lardan (Saka) derlenen yaradýlýþ efsaneleri de Altay yardýlýþ destanýnýn yakýn varyantý niteliðindedir . XIX.yüzyýl'da derlenen bu efsanelerin çeþitli din ve kültürlerin etkilerini taþýdýklarý düþünülmektedir.

Alp Er Tunga

Sakalar dönemine âit Alp Er Tunga ve þu olmak üzere iki destan tesbit edilmiþtir. Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyýlda yaþamýþ kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarýdýr. Alp Er Tunga Orta Asya'daki bütün Türk boylarýný birleþtirerek hâkimiyeti altýna almýþ daha sonra Kafkaslarý aþarak Anadolu Suriye ve Mýsýr'ý fethetmiþ ve Saka devletini kurmuþtur. Alp Er Tunga'nýn hayatý savaþlarla geçmiþtir. Uzun süre mücadele ettiði iranlý Medlerin hükümdarý Keyhusrev 'in davetinde hile ile öldürülmüþtür. Alp Er Tunga ile iranlý Med hükümdarlarý arasýndaki bu mücadelelerin hatýralarý uzun asýrlar hem Türkler hem iranlýlar arasýnda yaþatýlmýþtýr. Alp Er Tunga, Asur kaynaklarýnda Maduva, Heredot'ta Madyes, iran ve islâm kaynaklarýnda Efrasyab adlarýyla anýlmaktadýr.

Orhun Yazýtlarýnda "Dokuz Oðuzlar" arasýnda "Er Tunga" adýna yapýlan "yuð" merasiminden söz edilmektedir. Turfan þehrinin batýsýnda bulunan "Bezegelik" mabedinin duvarýnda da Alp Er Tunga'nýn kanlý resmi bulunmaktadýr. "Divan ü Lügat-it Türk" ün yazarý Kaþgarlý Mahmud'a ve " Kutadgu Bilig" yazarý Yusuf Has Hacip'e göre "Alp Er Tunga" iran destaný "þehname" deki büyük ve efsanevî Turan hükümdarý "Efrasiyab"dýr. Divan ü Lûgat-it Türk'de Turan hükümdarlýðýnýn merkezi olarak "Kaþgar" þehri gösterilmektedir. islâmiyeti kabul etmiþ olan Karahanlý devleti hükümdarlarý da kendilerinin "Efrasyap" sülalesinden geldiklerine inanmýþlar ve bunu ifade etmiþlerdir. Moðol tarihçisi Cüveyni de Uygur devletinin hükümdarlarýnýn da Efrasyap soyundan olduðunu yazmaktadýr. þecere-i Terakime'ye göre Selçuklu Sultanlarý kendilerini Efrasyab soyundan kabul ederlerdi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliðýinin daðýlmasýndan sonra iletiþim kurmak imkâný bulduðumuz ve Ruslarýn Yakut adýný verdiði Türk gurup aslýnda kendilerine Saka dediklerini söylemiþlerdir. Tarih içinde kaybolduðunu düþündüðümüz Saka Türklerinin az da olsa bir bölümünün bugün hayatiyetlerini sürdürmeleri pek çok meselenin yeniden araþtýrýlarak doðrularýn ortaya çýkmasýna yardýmcý olabilecektir.Tarihçi Mesudî de M.S. 7. yüzyýlýn baþýndaki Köktürk hakanýnýn "Efrasyab" soyundan olduðunu yazmaktadýr. Bütün bu bilgilerden hareketle "Tunga Alp" le ilgili efsanelerin Kök Türklerden önce doðu ve orta Tiyanþan alanýnda yaþayan Türkler arasýnda meydana geldiðini ve bu destanýn daha sonralarý Kök Türk ve Uygurlar arasýnda yaþayarak devam ettiðini göstermektedir.Alp Er Tunga destanýnýn metni bu güne ulaþamamýþtýr. Bir kýsmýndan yukarýda bahsettiðimiz kaynaklarda bu deðerli Saka hükümdarý ve kahramaný hakkýnda bilgiler ve bir de sagu (aðýt) tesbit edilmiþtir:

Alp Er Tunga Öldü mü
Dünya sahipsiz kaldý mý
Korkak öcünü aldý mý
þimdi yürek yýrtýlýr

Felek yarar gözetti
Gizli tuzak uzattý
Beðlerbeyini kaptý
Kaçsa nasýl kurtulur

Erler kurt gibi uludular
Hýçkýrýp yaka yýrttýlar
Acý seslerle baðýrdýlar
Aðlamaktan gözleri kapandý

Beðler atlarýný yordular
Kaygý onlarý durdurdu
Benizleri yüzleri sarardý
Safran sürülmüþ gibi oldular


Kutadgu Bilig'de "Alp Er Tunga" hakkýnda þu bilgi verilmektedir: " Eðer dikkat edersen görürsün ki dünya beyleri arasýnda en iyileri Türk beyleridir. Bu Türk beyleri arasýnda adý meþhur ikbali açýk olaný Tonga Alp Er idi. O yüksek bilgiye ve çok faziletlere sahip idi. Ne seçkin, ne yüksek, ne yiðit adam idi ; zaten âlemde ferasetli insan bu dünyaya hâkim olur. iranlýlar ona Efrasiyap derler; bu Efrasiyap akýnlar hazýrlayýp ülkeler zaptetmiþtir. Dünyaya hâkim olmak ve onu idare etmek için pek çok fazilet, akýl ve bilgi lâzýmdýr. iranlýlar bunu kitaba geçirmiþlerdir.Kitapta olmasa onu kim tanýrdý." Bugünkü bilgilerimize göre Alp Er Tunga ile ilgili en geniþ bilgi iran destaný þehname'de tesbit edilmiþtir. þehname'nin baþlýca konularýndan biri iran -Turan savaþlarýdýr. Bu destana göre en büyük Turan kahramaný önce þehzade sonra hükümdar olan Efrasyap'týr.þehname'deki Alp Er Tunga ile ilgili bilgiler þöyle özetlenebilir:

"Turan þehzadesi Efrasyap babasýnýn isteði üzerine iran'a harp açtý. iki ordu Dihistan'da karþýlaþtýlar.Boyu servi, göðsü ve kollarý arslan gibi ve fil kadar kuvvetli olan Efrasyap, iranlý'larý yendi. iran padiþahý Efrasyap'a esir düþtü. iran'ýn ilk intikamýný o zaman iran'a baðlý olan Kabil Padiþahý Zal aldý. Zal baþarýlý olmasýna raðmen iran þahýnýn öldürülmesini engelleyemedi. Efrasyab iran'ý ele geçirmek için yeni bir savaþ açtý. iran'ýn yetiþtirdiði en büyük kahramanlardan Zal oðlu Rüstem Efrasyab'ýn üzerine yürüdü.. Efrasyab ile Zal oðlu Rüstem arasýnda bitmez tükenmez savaþlar yapýldý. iran tahtýnda bulunan Keykâvus, hem oðlu Siyavuþ'u hem de Zal oðlu Rüstem'i darýlttý. Siyavuþ Efrasyap'a sýðýndý . Siyavuþ'un Turan'da bulunduðu sýrada evlendiði Türk beyi Piran'ýn kýzýndan bir oðlu oldu. Siyavuþ oðluna babasý Keyhusrev'in adýný verdi. Efrasyab uzun yýllar Turan'da hükümdarlýk etti. iran'lýlar Siyavuþ'un oðlu Keyhusrev'i kaçýrarark iran tahtýna oturttular. Keyhusrev Zaloðlu Rüstem'le iþbirliði yaptý ve Turan ordularýný yendi. Keyhusrev ile Efrasyap defalarca savaþtýlar. Sonunda ordusuz kalan Efrasyap Keyhusrev'in adamlarý tarafýndan öldürüldü. þehname'de Efrasyap adýyla anýlan Turan hükümdarý Alp Er Tunga'nýn iran hükümdarlarýna sýk sýk yenildiði anlatýlmaktadýr. Ancak iran Turan savaþlarýnda iran hükümdarlarý sürekli deðiþmiþ ý4o yýl yaþadýðý rivayet edilen Alp Er Tunga ise mücadeleye devam etmiþtir. Bu durum Efrasyap'ýn baþarýsýz olmadýðýný gösterir. Gerçek destan metni bulunduðu takdirde bu destanla ilgili daha saðlýklý deðerlendirmeler yapýlabilir görüþündeyim.

Þu Destaný :

Þu destaný M.Ö. 330-327 yýllarýndaki olaylarla baðlantýlýdýr. Bu tarihlerde Makedonyalý iskender, iran'ý ve Türkistan'ý istilâ etmiþti. Bu dönemde Saka hükümdarýnýn adý þu idi. Bu Destan Türklerin iskender'le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatýmaktadýr. Doðuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adýyla anýlmalarý ile ilgili sebeb açýklayýcý bir efsane de bu destan içinde yer almaktadýr. Kaþgarlý Mahmud Divan ü Lügat-it Türk'de iskender'den Zülkarneyn olarak bahsetmektedir.Destanýn tesbit edilebilen kýsa metni þöyle özetlenebilir: iskender, Türk memleketlerini almak üzere harekete geçtiðinde Türkistan'da hükümdar þu isminde bir gençti. iskender'in gelip geçici bir akýn düzenlediðine inanýyordu.Bu sebeble de iskender'le savaþmak yerine doðuya çekilmeði uygun bulmuþtu. iskender'in yaklaþtýðý haberi gelince kendisi önde halký da onu izleyerek doðuya doðru yol aldýlar. Yirmi iki aile yurtlarýný býrakmak istemedikleri için doðuya gidenlere katýlmadýlar. Giden gurubun izlerini takip ederek onlara katýlmaya çalýþan iki kiþi bu 22 kiþiye rastladý. Bunlar birbirleriyle görüþüp tartýþtýlar. 22 kiþi bu iki kiþiye: "Erler iskender gelip geçici bir kiþidir. Nasýl olsa gelip geçer , o sürekli bir yerde kalamaz. Kal aç" dediler. Bekle , eðlen, dur anlamýna gelen "Kalaç" bu iki kiþinin soyundan gelen Türk boyunun adý oldu. iskender Türk yurtlarýna geldiðinde bu 22 kiþiyi gördü ve Türk'e benziyor anlamýnda " Türk maned " dedi.Türkmenlerin atalarý bu 22 kiþidir ve isimleri de iskender'in yukarýdaki sözünden kaynaklanmýþtýr. Aslýnda Türkmenler, Kalaçlarla birlikte 24 boydur ama Kalaçlar kendilerini ayrý kabul ederler. Hükümdar þu Uygurlarýn yanýna gitti. Uygurlar gece baskýný yaparak iskender'in öncülerini bozguna uðrattýlar.Sonra iskender ile þu barýþtýlar. iskender Uygur þehirlerini yaptýrdý ve geri döndü. Hükümdar þu da Balasagun'a dönerek bugün þu adýyla anýlan þehri yaptýrdý ve buraya bir týlsým koydurttu. Bugün de leylekler bu þehrin karþýsýna kadar gelir, fakat þehri geçip gidemezler. Bu týlsýmýn etkisi hâlâ sürmektedir.

Bu destana göre iskender Türkistan'a geldiðinde Türkmenlerin dýþýndaki Türkler doðuya çekilmiþlerdi. iskender Türkistanda mukavemetle karþýlaþmamýþ bu sebeble de ilerlememiþtir. Büyük ölçüde çadýrlarda yaþayan Türkler iskender'in seferinden sonra þehirler kurmuþ ve yerleþik hayatý geliþtirmiþlerdir.

Hun - Oðuz Destaný :

Oðuz Kaðan destaný M.Ö. 209-174 tarihleri arasýnda hükümdarlýk yapmýþ olan Hun hükümdarý Mete'nin hayatý etrafýnda þekillenmiþtir. Bütün Türk destanlarýnda olduðu gibi bu destanýn da ilk þekli günümüze ulaþmamýþtýr. Bugün, elimizde Oðuz destanýnýn üç varyantý bulunmaktadýr. XIII ile XVI yüzyýllar arasýnda Uygur harfleriyle yazýlmýþ ve islâmiyetten önceki inancý yansýtan varyantýn ilk örneði temsil ettiði kabul edilebilir. XIV. yüzyýl baþýnda yazýldýðý bilinen Reþîdeddîn'in Câmiüt-Tevârih adlý eserinde yer alan Farsça Oðuz Kaðan Destaný islâmî varyantlarýn ilkini temsil etmektedir. Oðuz Kaðan Destanýnýn üçüncü varyantý ise XVII. yüzyýlda Ebü'l-Gazî Bahadýr Han tarafýndan Türkmenler arasýndaki sözlü rivayetlerden ve önceki yazmalardan faydalanarak yazýlmýþtýr.

Oðuz Kaðan Destanýnýn islâmiyet Öncesi Rivayeti Ay Kaðan'ýn yüzü gök , aðzý ateþ, gözleri elâ ,saçlarý ve kaþlarý kara perilerden daha güzel bir oðlu oldu. Bu çocuk annesinden ilk sütü emdikten sonra konuþtu ve çið et ,çorba ve þarap istedi.Kýrk gün sonra büyüdü ve yürüdü. Ayaklarý öküz ayaðý , beli kurt beli, omuzlarý samur omzu, göðsü ayý göðsü gibiydi. Vücudu baþtan aþaðý tüylüydü. At sürüleri güder ve avlanýrdý. Oðuz'un yaþadýðý yerde çok büyük bir orman vardý. Bu ormanda çok büyük ve güçlü bir gergedan yaþýyordu. Bir canavar gibi olan bu gergedan at sürülerini ve insanlarý yiyordu. Oðuz cesur bir adamdý. Günlerden bir gün bu gergadaný avlamaða karar verdi. Kargý, yay, ok, kýlýç ve kalkanýný aldý ve ormana gitti. Bir geyik avladý ve onu söðüt dalý ile aðaca baðladý ve gitti. Tan aðarýrken geldiðinde gergedanýn geyiði almýþ olduðunu gördü. Daha sonra Oðuz, avladýðý bir ayýyý altýn kuþaðý ile aðaca baðladý ve gitti. Tan aðarýrken geldiðinde gergedanýn ayýyý da aldýðýný gördü. Bu sefer kendisi aðacýn altýnda bekledi. Gergedan geldi ve baþý ile Oðuz'un kalkanýna vurdu. Oðuz kargý ile gergedaný öldürdü. Kýlýcý ile baþýný kesti. Gergedanýn barsaklarýný yiyen ala doðaný da oku ile öldürdü ve baþýný kesti. Günlerden bir gün Oðuz Kaðan Tanrýya yalvarýrken karanlýk bastý. Gökten bir gök ýþýk indi. Güneþden ve aydan daha parlaktý. Bu ýþýðýn içinde alnýnda kutup yýldýzý gibi parlak bir ben bulunan çok güzel bir kýz duruyordu. Bu kýz gülünce gök tanrý da gülüyor, kýz aðlayýnca gök tanrý da aðlýyordu.Oðuz bu kýzý sevdi ve bu kýzla evlendi. Günler ve gecelerden sonra bu kýz üç oðlan çocuk doðurdu. Çocuklara Gün, Ay ve Yýldýz isimlerini verdiler. Oðuz ormanda ava çýktýðý günlerden birinde göl ortasýnda bir aðaç gördü. Aðacýn kovuðunda gözü gökten daha gök, saçý ýrmak gibi dalgalý, inci gibi diþli bir kýz oturuyordu. Yeryüzü halký bu kýzýn güzelliðini görse dayanamaz ölüyoruz derlerdi. Oðuz bu kýzý sevdi ve onunla evlendi. Günlerden gecelerden sonra Oðuz'un bu kýzdan da üç oðlu oldu. Bu çocuklara Gök, Dað ve Deniz isimlerini koydular.

Oðuz Kaðan büyük bir toy(þenlik) verdi. Kýrk masa ve kýrk sýra yaptýrdý.Çeþit çeþit yemekler,þaraplar, tatlýlar, kýmýzlar yediler ve içtiler.Toydan sonra Beylere ve halka Oðuz Kaðan þunlarý söyledi:

Ben sizlere kaðan oldum
Alalým yay ile kalkan
Niþan olsun bize buyan
Bozkurt olsun bize uran
Av yerinde yürüsün kulan
Dana deniz, daha müren
Güneþ bayrak gök kurýkan


Oðuz Kaðan bu toydan sonra dünyanýn dört bir tarafýna elçilerle þu mektubu gönderdi:" Ben Uygurlarýn kaðanýyým ve yeryüzünün dört köþesinin kaðaný olmam gerekir. Sizden itaat dilerim. Kim benim emirlerime baþ eðerse, hediyelerini kabul eder ve onu dost edinirim. Kim baþ eðmezse, gazaba gelirim. Onu düþman sayarým. Onunla savaþýr ve yok ettiririm". Yine o zamanlarda sað yanda bulunan Altun Kaðan, Oðuz Kaðan'a pek çok altýn gümüþ ve deðerli taþlar hediye etti ve ona itaat ederek dostluk kurdu. Oðuz Kaðanýn sol yanýnda ise askerleri ve þehirleri çok olan Urum Kaðan vardý. Urum Kaðan Oðuz Kaðaný dinlemezdi. Oðuz Kaðan'ýn isteklerini gene kabul etmedi. Oðuz Kaðan gazaba geldi, bayraðýný açtý ve askerleriyle birlikte Urum Kaðana doðru yürüdü.Kýrk gün sonra Buz Dað'ýn eteklerine geldi. Çadýrýný kurdurdu ve sessizce uyudu. Tan aðarýnca Oðuz Kaðanýn çadýrýna güneþ gibi bir ýþýk girdi.O ýþýktan gök tüylü gök yeleli büyük bir erkek kurt çýktý. Kurt: " Ey Oðuz, sen Urum üzerine yürümek istiyorsun; Ey Oðuz ben senin önünde yürüyeceðim."dedi. Bunun üzerine Oðuz çadýrýný toplattýrdý ve ordusuyla birlikte kurdu izlediler. Gök tüylü gök yeleli büyük erkek kurt itil Müren denizi yakýnýndaki Kara daðýn eteðinde durdu. Urum Hanýn ordusu ile Oðuz Kaðanýn ordusu arasýnda büyük savaþ oldu. Oðuz Kaðan savaþý kazandý, Urum Hanýn hanlýðýný ve halkýný aldý.Oðuz Kaðan ve askerleri Gök tüylü ve gök yeleli kurdu izleyerek itil ýrmaðýna geldiler. Oðuz Kaðan'ýn beylerinden Uluð Ordu bey itil ýrmaðýný geçmek için aðaçlardan sal yaptý ve böylece karþýya geçtiler. Oðuz'un bu buluþ hoþuna gittiði için bu Uluð Ordu Bey'e "Kýpçak" adýný verdi. Gök tüylü gök yeleli kurdu izleyerek yeniden yola devam ettiler. Oðuz Kaðan'ýn çok sevdiði alaca atý Buz Daða kaçtý. Oðuz Kaðanýn çok üzüldüðünü gören kahraman beylerinden biri Buz Daða çýktý ve dokuz gün sonra alaca atý bularak geri döndü. Oðuz Kaðan atýný ve karlarla örtünmüþ kahraman beyi görünce çok sevindi. Atýný getiren bu beye: " Sen buradaki beylere baþ ol. Senin adýn ebediyen Karluk olsun." dedi. Bir süre ilerledikten sonra gök tüylü ve gök yeleli erkek kurt durdu. Çürçet yurdu adý verilen bu yerde Çürçetlerin kaðaný ve halký Oðuz Kaðana boyun eðmeyince büyük savaþ oldu. Oðuz Kaðan, Çürçet Kaðýný yendi ve halkýný kendisine baðladý. Oðuz Kaðan, ordusunun önünde yürüyen bu gök tüylü gök yeleli erkek kurdla Hint, Tangut, Suriye, güneyde Barkan gibi pek çok yeri savaþarak kazandý ve yurduna kattý. Düþmanlarý üzüldü, dostlarý sevindi. Pek çok ganimet ve atla evine döndü. Günlerden bir gün Oðuz Kaðanýn tecrübeli bilge veziri Uluð Bey rüyasýnda bir altýn yay ve üç gümüþ ok gördü. Altýn yay gün doðusundan gün batýsýna kadar uzanýyordu. Üç gümüþ ok da kuzeye doðru gidiyordu.Oðuz Kaðan bu rüyayý dinleyince yurdunu oðullarý arasýnda paylaþtýrdý.

Köktürk Destaný

Köktürklerle ilgili tesbit edilen destanýn iki farklý rivayeti bulunmaktadýr. Çin kaynaklarýnda tesbit edilen varyant "Bozkurt", Ebü'l-Gâzi Bahadýr Han tarafýndan tesbit edilen varyant þecere-i Türk'te ise "Ergenekon" adýyla verilmiþtir.

Ergenekon Destaný

Moðol ilinde Oðuz Han soyundan il Han'ýn hükümdarlýðý sýrasýnda Tatarlarýn hükümdarý Sevinç Han Moðol ülkesine savaþ açtý. ilhan'ýn idaresindeki orduyu Kýrgýzlar ve diðer boylardan da yardým alarak yendi. ilhanýn ülkesindeki herkesi öldürdüler. Yalnýz il Han'ýnn küçük oðlu Kýyan ve eþi ile yeðeni Nüküz ile eþi kaçýp kurtulmayý baþardýlar.Düþmanýn, onlarý bulamayacaðý bir yere gitmeðe karar verdiler. Yaî koyunlarýn yürüdüðü bir yolu izleyerek yüksek bir daðýda dar bir geçite vardýlar. Bu geçitten geçerek içinde akar sular,pýnarlar, çeþitli bitkiler, çayýrlar, meyva aðaçlarý, çeþitli avlarýn bulunduðu bir yere gelince Tanrýya þükrettiler ve burada kalmaða karar verdiler. Daðýn doruðu olan bu yere dað kemeri anlamýnda "Ergene" kelimesiyle "dik" anlamýndaki "Kon" kelimesini birleþtirerek "Ergenekon" adýný verdiler. Kýyan ve Nüküz'ün oðullarý çoðaldý. Dört yüz yýl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoðaldýlarki Ergenekon'a sýðamadýlar.Atalarýnýn buraya geldiði geçitin yeri unutulmuþtu.Ergenekon'un çevresindeki daðlarda geçit aradýlar. Bir demirci, daðýn demir kýsmý eritirlerse yol açýlabileceðini söyledi. Demirin bulunduðu yere bir sýra odun, bir sýra kömür dizdiler ve ateþi yaktýlar. Yetmiþ yere koyduklarý yetmiþ körükle hep birden körüklediler.Demir eridi, yüklü bir deve geçecek kadar yer açýldý.ilhan'ýn soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiþ olarak eski yurtlarýna döndüler, atalarýnýn intikamýný aldýlar. Egenekondan çýktýklarý gün olan 21 martta her yýl bayram yaptýlar. Bu bayramda bir demir parçasýný kýzdýrýrlar, demir kýpkýrmýzý olunca önce Hakan daha sonra beyler demiri örsün üstüne koyarak döðerler. Bugün hem yeniden özgür hem de bahar bayramý olarak hala kutlanmaktadýr.

Uygur Destanlarý

Uygurlara âit Türeyiþ ve Göç isimli iki destan parçasý tesbit edilmiþtir.Türeyiþ parçasý Çin kaynaklarýndan Göç ise hem Çin hem iran kaynaklarýnda bulunmaktadýr.

Türeyiþ Destaný

Eski Hun beylerinden birinin çok güzel iki kýzý vardý. Bu bey kýzlarý ile ancak Tanrýlarýn evlenebileceðini düþünüyordu. Bu sebeble ülkesinin kuzey tarafýnda yüksek bir kule yaptýrarak iki güzel kýzýný Tanrýlarla evlenmek üzere buraya yerleþtirdi. Bir süre sonra kuleye gelen bir kurdun Tanrý olduðu düþüncesiyle kýzlar bu kurtla evlendiler. Bu evlenmeden doðan Dokuz Oðuzlarýn sesi kurt sesine benzerdi.

Göç Destaný

Uygurlarýn yurdunda "Hulin" isimli bir dað vardý. Bu daðdan Tuðla ve Selenge isimli iki ýrmak çýkardý. Bir gece oradaki bir aðacýn üzerine gökten ilâhi bir ýþýk indi. iki ýrmak arasýnda yaþayan halk bunu dikkkatle izlediler. Aðacýn gövdesinde þiþkinlik oluþtu, ilâhi ýþýk dokuz ay on gün þiþkinlik üzerinde durdu. Aðacýn gövdesi yarýldý ve içinden beþ çocuk göründü. Bu ülkenin halký bu çocuklarý büyüttü. En küçükleri olan Buðu Han büyüyünce hükümdar oldu. Ülke zengin halk mutlu oldu. Çok zaman geçti. Yuluð Tiðin isimli bir prens hükümdar oldu. Çinlilerle çok savaþtý. Bu savaþlara son vermek için Oðlu Galý Tigini bir Çin prensesi ile evlendirmeðe karar verdi. Çinliler , prensese karþýlýk hükümdardan Tanrý daðýnýn eteðindeki Kutlu Dað adýný taþýyan kayayý istediler. Gali Tigin kayayý verdi. Çinliler kayayý götürmek için kayanýn etrafýnda ateþ yaktýlar, kaya kýzýnca üzerine sirke döktüler. Ufak parçalara ayrýlan kayayý arabalara koyarak Çin'e taþýdýlar. Memleketteki bütün kuþlar, hayvanlar kendi dilleriyle bu kayanýn gidiþine aðladýlar. Bundan yedi gün sonra da Gali Tigin öldü. Kýtlýk ve kuraklýk oldu . Yurtlarýný býrakarak göç etmek zorunda kaldýlar.

Buraya kadar kýsaca tanýtmaða çalýþtýðýmýz Türklerin ilk dönem edebî eserleri olan Yaratýlýþ, Alp Er Tunga, þu, Oðuz Kaðan, Ergenekon, Türeyiþ ve Göç destanlarý bugünkü bütün Türk Cumhuriyet ve Topluluklarýnýn ortak destanlarý olarak kabul edilmektedir. Büyük bir ihtimalle XV. yüzyýlda yazýya geçirildiði kabul edilen "Dede Korkut Hikâyeleri" nin Hun-Oðuz Destan dâiresinden ayrýlmýþ destan parçasý olduðu görüþü oldukça yaygýndýr. Dede Korkut Hikâyeleri ve bu hikâyelerin hem anlatýcýsý hem de kahramanlarýndan biri olan Dede Korkut bütün Türk dünyasýnda ortak olarak tanýnan sözlü ve yazýlý gelenekte yaþatýlan önemli eserlerden biridir. Türklerin X. yüzyýlda büyük kitleler halinde islâmiyeti kabul etmelerinden ve Oðuzlarýn büyük bir bölümünün batýya bugünkü Anadolu topraklarýna göçmelerinden sonra gerek Orta Asyada gerek Anadolu , Balkanlar ve Orta Doðuda, Türkler farklý siyasî birlikler içinde yaþamýþlardýr. X. yüzyýldan sonra teþekkül eden destanlardan Köroðlu dýþýndakiler Türk topluluk ve guruplarýnýn iletiþimleri ölçüsünde yaygýnlaþmýþtýr. Köroðlu destaný XVI. yüzyýlda Anadolu'da teþekkül etmiþ ve hemen hemen bütün Türk dünyasý tarafýndan benimsenmiþ ve çeþitlenerek yaþatýlmaktadýr.

Ýslâmiyetin Kabulünden Sonraki Türk Destanlarý Karahanlý hükümdarý Satuk Buðra Han X. yüzyýlda islâmiyeti resmen devlet dini olarak kabul etmiþtir. islâmiyetten sonra ilk teþekkül eden destan da bu hükümdarýn islâmiyeti kabul ve yaymak için yaptýðý mücadelelerin efsanelerle zenginleþtirilerek anlatýmýyla doðmuþtur. Bu destanýn bir elyazmasýnda bulunan metni kýsaca þöyle özetlenebilir :

Satuk Buðra Han Destaný

Hz. Muhammed kanatlý atý Burak'ýn sýrtýnda göklere yükseldiði "Mirâc Gecesinde" gök katlarýnda kendinden önceki peygamberleri görür. Bunlar arasýnda birini tanýyamaz ve Cebrail'e bunun kim olduðunu sorar.

Cebrail :

" Bu peygamber deðildir. Bu sizin ölümünüzden üç asýr sonra dünyaya inecek olan bir ruhtur. Türkistan'da sizin dininizi yayacak olan bu ruh " Abdülkerim Satuk Buðra Han" adýný alacaktýr." Hz. Muhammed yeryüzüne döndükten sonra hergün islâmiyeti Türk ülkesine yayacak olan bu insan için dua etti. Hz. Muhammed'in arkadaþlarý da bu ruhu görmek istediler. Hz. Muhammed dua etti. Baþlarýnda Türk baþlýklarý bulunan silâhlý, kýrk atlý göründü. Satuk Buðra Han ve arkadaþlarý selâm verip uzaklaþtýlar. Bu olaydan üç asýr sonra Satuk Buðra Han, Kaþgar Sultanýnýn oðlu olarak dünyaya geldi. Satuk Buðra Hanýn doðduðu gün yer sarsýlmýþ, mevsim kýþ olduðu halde bahçeler , çayýrlar çiçeklerle örtülmüþtü. Falcýlar bu çocuðun büyüyünce müslüman olacaðýný söyleyerek öldürülmesini isterler. Satuk Buðra Haný, annesi : " Müslüman olduðu zaman öldürürsünüz." diyerek ölümden kurtarýr.

Satuk Buðra Han ý2 yaþýnda arkadaþlarýyla birlikte ava çýkmaða baþlar. Avda olduklarý günlerden birinde kaçan bir tavþanýn arkasýndan hýzla koþarken arkadaþlarýndan uzaklaþýr. Kaçan tavþan durur ve bir ihtiyar insan görünümü kazanýr.Satuk Buðra Han'ýn sonradan Hýzýr olduðunu anladýðý bu yaþlý kiþi ona müslüman olmasýný öðütler ve islâmiyeti anlatýr. Satuk Buðra, Kaþgar hükümdarý olan amcasýndan islâmiyeti kabul etmesini ister. Kaþgar Haný, müslüman olmayacaðýný söyler. Satuk Buðra Han'ýn iþaretiyle yer yarýlýr ve hükümdar topraða gömülür. Satuk Buðra Han hükümdar olur ve bütün Türk ülkeleri onun idaresinde islâmiyeti kabul ederler. Satuk Buðra Han, ömrünü müslümanlýðý yaymak için mücadele ile geçirmiþtir. Menkabelere göre Satuk Buðra Han'ýn düþmana uzatýldýðýnda kýrk adým uzayan bir kýlýcý varmýþ ve savaþýrken etrafýna ateþler saçýyormuþ. 96 yaþýnda Tanrýdan davet almýþ bu sebeble Kaþgar'a dönmüþ ve hastalanarak burada ölmüþtür.

Manas Destaný

Kýrgýz Türkleri arasýnda doðan Manas destaný Kazak-Kýrgýz Türk kültür dâiresi içinde bugün de bütün canlýlýðý ile yaþamaktadýr. Bu destanýn XI ile XII. yüzyýllarda meydana geldiði düþünülmektedir. Destanýn kahramaný Manas da, Oðuz Kaðan destanýnýn islâmî rivayetindeki ve Satuk Buðra Han gibi islâmiyeti yaymak için mücadele eden bir kahramandýr. Böyle olmakla beraber Manas destanýnda islâmiyet öncesi Türk kültür , inanç ve kabullerinin tamamýný görmek mümkündür. Bazý varyantlarý 4oo.ooo mýsra olan Manas destaný Türk-Bozkýr medeniyetinin Kazak -Kýrgýz dâiresinin kültür belgeseli niteliðindedir.

Cengiz-nâme

Ortaasya'da yaþayan Türk boylarý arasýnda XIII. yüzyýlda doðup geliþmiþtir. Cengiznâme Moðol hükümdarý Cengiz'in hayatý, kiþiliði ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz'in oðullarý tarafýndan idare edilen Türkler tarafýndan meydana getirilmiþtir. Orta Asya'da yaþayan Türkler özellikle de Baþkurd, Kazak ve Kýrgýz Türkleri, Cengiz destanýný çok severek günümüze kadar yaþatmýþlardýr. Cengiz-nâme'de, Cengiz bir Türk kahramaný olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatýlmaktadýr. Cengiz, Uygur Türeyiþ destanýnýn kahramanlarý gibi gün ýþýðý ile Kurt-Tanrý'nýn çocuðu olarak doðar. Cengiz-nâme, Moðol Hanlarýnýn destanî tarihi olarak kabul edildiðinden tarih araþtýrýcýlarýnýn da dikkatini çekmiþtir. XVII. yüzyýlda Orta Asya Türkçesinin deðerli yazarý Ebü'l Gâzi Bahadýr Han, "þecere-i Türk" adlý eserinde "Cengiz-Nâme"nin ý7 varyantýný tesbit ettiðini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanýn, Orta Asya'daki Türkler arasýndaki yaygýnlýðýný göstermektedir. Orta Asya Türkleri, Cengiz'i islâm kahramaný olarak da görmüþler ve ona kutsallýk atfetmiþlerdir. Batýdaki Türkler tarafýndan ise Cengiz hiç sevilmemiþtir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarý islâm düþmaný olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuþtur. Moðollarýn Anadoluya saldýrgan biçimde gelip ortalýðý yakýp yýkmalarý, Baðdat'ýn önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafýndan yakýlýp yýkýlmasý, Timurlenk'in Yýldýrým Beyazýd'la sebebsiz savaþý gibi tarihi gerçekler, Cengiz'in de diðer Moðollar gibi sevilmemesine sebeb olmuþtur. Cengiz-Nâme batýda yaþayan Türkler'in hafýza ve gönüllerinde yer almamýþtýr. "Cengiz-Nâme"nin Orta Asya Türkleri arasýnda bir diðer adý da " Dâstân-ý Nesl-i Cengiz Han"dýr.

Edige

Bu destanda XIII yüzyýlda Hazar denizi kýyýsýnda kurulan Altýnordu Hanlýðýnýn XV. yüzyýlda Timurlular tarafýndan yýkýlýþý anlatýlmaktadýr. Destanýn adý, Altýnordu Haný ve bu destanýn kahramaný Edige Mirza Bahadýr'a atfen verilmiþtir. Edige Mirza Bahadýr'ýn devletini ayakta tutabilmek için yaptýðý büyük mücadeleler, ölümünden sonra XV. yüzyýlda destan haline getirilmiþtir. 1820'yýlýndan itibaren yazýya geçirilen Edige destanýnýn Kazak-Kýrgýz, Kýrým, Nogay, Türkmen, Kara Kalpak, Baþkýrt olmak üzere altý rivâyeti tesbit edilmiþtir Çeþitli Türk guruplar arasýnda Alp Er Tunga ve Oðuz Kaðan gibi ilk Türk destanlarýnýn izlerini taþýyan Türk kahramanlýk dtünya görüþünü temsil eden burada bahsi geçenler kadar yaygýnlaþmamýþ ortak edebiyat geleneði içinde yer almamýþ pek çok baþka destan örneði bulunmaktadýr. Osmanlý sahasýnda destandan hikâyeye geçiþte ara türler olarak da nitelendirilen çok tanýnmýþ ve bir çok Türk topluluklarýnca da bilinen Köroðlu örneði yanýnda daha sýnýrlý alanlarda tesbit edilen Daniþmendname , Battalname gibi ilgi çekici örnekler de bulunmaktadýr.

Battal-Nâme

Bu destanýn kahramaný Türkler arasýnda Battal Gâzi adýyla benimsenmiþ bir Arap savaþcýsýdýr. Asýl destan, VIII. yüzyýlda, Emevî'lerin hýrýstýyanlarla yaptýklarý savaþlarda büyük kahramanlýklar göstermiþ Abdullah isimli bir kiþiyle ilgili olarak doðmuþtur. Battal arapça kahraman demektir, Battal Gâzi, Arap kahramanýna verilen unvanlardýr. Türklerin müslüman olmalarýndan sonra Battal Gâzi destan tipi Türkleþtirilmiþ önceki destan epizotlarýyla zenginleþtirilmiþ ve anlatým geleneði içine alýnmýþtýr. XII ve XIII yüzyýllarda Battal-Nâme adý ile ve nesir biçimi yazýya geçirilmiþtir. Hikâyeci âþýklarýn repertuarlarýnda da yer almýþtýr.Seyyid Battal adýyla da anýlan bu kahraman hem çok bilgili, çok dindar ve cömertdir. Müslümünlýðý yaymak için yaptýðý mücadelelerde insanlarýn yanýnda büyücü, cadý ve dev gibi olaðanüstü güçlerle de savaþýr. " Aþkar Devzâde" isimli atý da kendisi gibi kahramandýr. Arap, Fars ve Türklerin X-XX. yüzyýllar arasýnda oluþturduklarý ortak islâm kültür dâiresinin ürünlerinden biri olmakla beraber Orta Asya'da yaþayan Türk guruplar arasýna da yayýlarak Türk kabul ve deðerleriyle kaynaþmýþtýr.

Dâniþmendnâme

Anadolunun fethini ve bu mücadelenin kahramanlarýný anlatan, X11. yüzyýlda sözlü olarak þekillenen X111. yüzyýlda yazýya geçirilen islâmî Türk destanlarýndandýr. Daniþmendnâme'de hikâye edilen olaylarýn tarihi gerçeklere uygunluðu, kahramanlarýnýn yaþamýþ Türk beyleri olmalarýndan, Anadolu coðrafyasýnýn gerçek isimleriyle anýlmasýndan dolayý uzun süre tarih kitabý olarak nitelendirilmiþtir. Köroðlu metni destan adýyla anýlmakla ve bazý destanî niteliklere de sahib olmakla birlikte XX. yüzyýlda Anadolu'dan derlenen örnekleri daha çok halk hikâyesi geleneðine yakýndýr. Anadolu'da hikâyeci âþýklar tarafýndan 24 kol halinde anlatýlan hikâyesinin özeti kýsaca þöyledir :

Köroðlu Destaný

Bolu beyi, güvendiði seyislerinden biri olan Yusuf'a : " Çok hünerli ve deðerli bir at bul ." emrini verir. Seyis Yusuf, uzun süre Bolu beyinin isteðine uygun bir at arar. Büyüdüklerinde istenen niteliklere sahip olacaðýna inandýðý iki tay bulur ve bunlarý satýn alýr. Bolu beyi bu zayýf taylarý görünce çok kýzar ve seyis Yusuf'un gözlerine mil çekilmesini emreder. Gözleri kör edilen ve iþinden kovulan Yusuf, sýska taylarla birlikte evine döner. Oðlu Ruþen Ali'ye verdiði talimatlarla taylarý büyütür. Babasý kör olduðu için Köroðlu takma adýyla anýlan Ruþen Ali, babasýnýn isteðine göre atlarý yetiþtirir. Taylardan biri olaðanüstü bir at haline gelir ve Kýrat adý verilir. Kýrat da destan kahramaný Köroðlu kadar ünlenir. Seyis Yusuf, Bolu beyinden intikam almak için gözlerini açacak ve onu güçlü kýlacak üç sihirli köpüðü içmek üzere oðlu ile birlikte pýnara gider. Ancak, Köroðlu babasýna getirmesi gereken bu köpükleri kendisi içer, yiðitlik, þâirlik ve sonsuz güç kazanýr. Babasý kaderine rýza gösterir ancak oðluna mutlaka intikamýný almasýný söyler. Köroðlu Çamlýbel'e yerleþir, çevresine yiðitler toplar ve babasýnýn intikamýný alýr. Hayatýný yoksul ve çaresizlere yardým ederek geçirir. Halk inancýna göre silâh icat edilince mertlik bozuldu demiþ kýrklara karýþmýþtýr. Çeþitli dönemlere ve farklý siyâsî birlikler sahip Türk gurublarý arasýnda tesbit edilen Türk destanlarýnýn kýsaca tanýtýmý ve özeti bu kadardýr. Bu destan metinleri incelendiðinde hepsinde ilk Türk destaný Oðuz Kaðan destanýnýn izleri bulunduðu görülür. Bu destan parçalarý Türk dünyasýnýn ortak tarihî dönem hatýralarýný aksettiren ilk edebî ürünler olarak da önem ve deðer taþýrlar. Bir gün bu parçalardan hareketle Fin destaný Kalavala gibi deðerli mükemmel bir Türk destanýný yazýlabilirse çeþitli kaynaklarda daðýnýk olarak bulunan malzeme daha anlamlý hale gelebilir kanaatindeyim.


Türk Oğlu Türkler

LİNKLER



Duvar Kağıtları






Destanlarımız